reklamlar - sponsorlu bağlantılar

Arap şiiri

Arap şiiri

Arap edebîyatinin kökeninde şiir vardır;
şiirdeyse çoğu zaman, göçebe yaşayışı, aşiretlerin sürü ve çadırlarıyla odak ve sulak yerlerde dolaşmaları, yıldızlı parlak geceler, sevgiliye ilişkin duygular, aşiret reislerinin arkasında şehirlere gidiş ve gelişler, devamlı mücadeleler, inanışlar, kısası günlük hayatın gerçekleri işlenir. Bu yüzden şiir, çölün ve kabilenin âdeta sesidir. Vakit geçirmek ve bineğini gayrete getirmek için devenin yürüyüşüne uygun şarkılar söyleyen devecilerin, bedevi çadırlarında günlük yaşamım sürdüren kadınların,

vahalarda hurmalıklarda çalışmanın yorgunluğunu çıkaran insanların söyledikleri türküler, Arap şiirinin ilk örnekleridir. Şehirlerde yaşayanlar iş ve ticaretleri yüzünden çöldekiler kadar edebiyatla uğraşamadıkları için, Arap şiiri tam bir çöl çocuğudur denebilir.

Kimi zaman kabilenin öncüsü, kimi zaman reisi sayılan şaire, cinlerin ilham verdiğine inanılır. Şair, onlardan aldığı kötüleyici fikirleri, düşman kabileye iletir, savaşlarda insanları yüreklendirir, ölmüş kahramanları över. inanca göre, onun sözleri, aynı zamanda sihirli ve büyüleyicidir. Bu yüzdendir ki Araplar, bir sihir sahibi saydıkları bu kimselere şair, yani« bilen » demişlerdir. Onun sanatına hayatın yalnız bir süsü gibi bakılmaz; ondan öldürücü bir silah gibi korkulur da. Çünkü hiciv (hicâj niteliği taşıyan şiirle, bir insanın hayatının, saygınlığının altüst edilebileceği bilinmektedir.

Göçebe bedevilerin çadırından Şam'ın, daha sonra da Bağdat'ın saraylarına geçen şiir, Yunan ve Iran kültürleriyle karşılaşınca, özellikle tematik yönden değişmeye başlar: yaşamın zevkleri, aşk, şarap sakınmasızca övülürken, mistik yanı ağır basan şiirler de bu gelişmeye duyulan tepkiyi dile getirir. Arap şiiri ustalarının ele aldıkları temaları işlerken ulaştıkları dilsel ve biçimsel ustalık, pekçok şaire esin kaynağı olmuştur


face-begen-

bilmiyorsanogren